Ana içeriğe atla

" uyandığım sabahların hatrına halledicem "

akşama doğru azalırsa yağmur kız kulesi ve adalar..
ah burda olsan çok güzel hala istanbulda sonbahaaaarr..

eve geldim. uzun zamandır yapmadığım bir kıyafet alışverişinin kapitalist hazzı var bugün üzerimde oldukça keyifliyim... yazacak kadar.. sen düşün yani..
bira falan yok ama sol elimin on bir yönünde, kefir var soğuk soğuk .. sırtımı dayadığım kaloriferin oluşturduğu tezatlıkla iyi hissettirdi.. gülümseyerek yazıyorum...

nerden bildin, yola çıkıyorum, ait olduğum yere - belki de  ait hissetmek istediğim yere
yok la adanaya gidiyorum... eski dosttan düşman olmaz diyen ergenlik aşkım sagopa nın sözünü desteklemeye mervike...
heyecanlıyım ama corona var ya bi de daha da extrem bir şey artık yaşamak, sokakta nefes almak birine sarılmak..
önce anne 
sonra mervik 
sonra ablam.
aralık tatilil yapacağım,
beş aydır evde yatmıyormuş gibi gülüp ağlayıp sevdiklerime sarılacağımm...

sırılsıklamdııı soyunduu vücudumaaa dokundu..... tamam tamam değiştiriyorum şarkıyı

.
.
herkes gitti .. ya da birinin gidişi herkes gibi hissettirdi. yo bu klişe bi aşk masalı değil
dost kazığı.
aylardır atlatamadığım, duymakla şoka girmemin bir olduğu lafların acısı
,
iyi bir şey söyleyeceğim
evet arada yapıyorum öyle şeyler  
o siyah sweati aldım !!! yemin ederim hayat memat meselesine dönmüştü... 
yazmak aklımda yoktu benim ama işte uğradım öyle.

sevgili okur , biraz kaybettim. tamam birazdan fazla kaybettim Atamızın dediği gibi yerinde durmak geri gitmektir hep ileri derken... kendime çok uzaktan bakarken buldum.. iyi de geldi... 
yapabileceğimi fark ettim... tüm yöntemleri bildiğimi.. sebatsız karının teki olduğumu fark ettim.

he bi de dün gece sabaha kadar Valeria diye bi dizi izleyip Valeria'nın ben olduğumu öğrendim.

uzatsam uzatırımda ...... kafamdaki fillerin başka dertleri var.. onları liste yapacağım...
biliyo musun sevgili okur whatsapp durumumdan sildim ama burda baki kalsın istiyorum...
neyi mi ?
bu yazının başlığını...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

beni bu güzel havalar mahvetti

 yok vallahi yaralı cümleler yok bu yazıda . biliyosun hem düşünerek yazamıyorum ki ben anca özleyince ellerimi tutamıyorum klavye üstünde       ah be Elif bitmedi mi bu özlemlerin dersen , yaralar derin seneler kadar , derim (:  bir şeyler oldu aslında olumlu şeyler yeni teknolojik aletler, benden beklenmeyen mental büyümeler, eski çöplükleri eşilememeler , yenilerine sürekli bi kapı açık rüzgarımı kesme havası , kiminde takılı kiminde yokuş aşağı. zihnim çok boş sanarken dopdolu bulmalar mı dersin hep aynı kilosal döngüler mi 19 yaşına özlemler mi  büyümek sıkıntılı süreç çiçeğim hem çok sevindiriyor hem de çok hızlı geçmedi mi ya oluyorsun. geçenlerin yanında kalanlara nasıl bi şükürdür o ya  olm neler yaşadık biz ya ? ne yazıyosun hatun sen.  güzel şeyler olacak gibi hissediyorum tabi canım ismimin yanında umutvari yazıyor benim biliyorsun. Yok be güzelim Umut Ali'yi karıştırma şimdi. Doğmamış çocuğa liseden de isim koymazsın be, evliliğe...

ağustosun yirmi beşi ve yıl ikibinonsekiz günü

Me r ha ba uzun .. biraz uzun .. bir aradan sonra tekrar yazacak kadar kendini iyi hissetmek o kadar güzel ki yeni sekme.. youtube .. " Agnes Obel - Tokka " açtıysanız devam edeceğim. bu bi - şükür ' yazısı.. neye şükür dersen eğer özellikle söyleyebileceğim .. ilkayselif . vedat -  saçlarımı kurutan ve karıştıran şu an beni gülümseten rüzgar. çöpten ( hıhı çöpten kenarından yani ) aldığım bardak ile içtiğim kahve üstümdeki indirimden aldığım için daha bi mutlu eden kırmızı hırkaya şükür. , klavyede yavaşlamışım, hayatımın önemli dönüm noktalarından biri gerçekleşti ve mezun oldum.. fakülte mezunu eskiden yüksek şimdi gram önemsenmeyen bir şey olan fakültelerden. halkla ilişkiler ve tanıtım . 4 te biri Giresun kalanı Kocaeli olmak üzere geçen 4 sene tam anlamıyla bir evrim , kabuk kırılmasıydı..  hayatıma giren çıkan onlarca insan , değişik ve cins diyebileceğim sınıf arkadaşlarım, bana kalan ağçito, emik, meriç .. kızlarım, sizi çok seviyor...
Eylüle Dair Beklenen ay sayılan günlerin sıcakların sonunda geldi. İlk haftalarını kötü haberlerle acı ölümlerle karşılassakta umarım son haftalarda yüzümüz gülebilir. Hayatımda hiç gezi yazısı yazmadım ama bol bol okudum diyebilirim o yol tarifleri Mahmut'un Fırınından dönünce 3.sokakta aşağıda kalan yer diye en ince ayrıntısına kadar betimlemeler hiç bana göre değil sanırım. Aklımda tutamadığımdan değil sadece gitmek istediğim yere odaklanıyorum ben çevreye de hayran hayran bakarım ama ıı ck o kadar yapamam. Bu yaz 5 günlük bir Marmaris tatili yaşadım teyzeciğimin yanında. Marmarise gitmişim ama gezgin ruhum yerlerde sürünüyor o dönem , sahil - ev arası mekik dokumaktan başka yaptığım bir şey yok. Eniştem bir gün Turgut Şelalesine götürmek istedi . Turgut Şelalesine mi hayran kalayım yoldaki manzaralara mı halı dokuma fabrikasındaki molamıza mı bilemedim.   Marmaris'ten Değirmenyanın'a oradan da Hisarönüne doğru devam etti yolculuğumuz Hisarönün...